Namaza başlayan kaptan…

İstanbul kışın en sert zamanlarını yaşıyor Şubat ayı karlı ve soğuk geçiyordu... Marmara bölgesi şiddetli lodos fırtınasından sonra kar yağışları altında kalmış, Hayalet Gemi'de bembeyaz olmuştu... Lodos sonrası ani hava değişimi balıkçı Bedik'i yatağa sermişti ve günlerdir yakıt ve kumanya getiremiyordu... Soğukla beraber kıtlık belası çekmeye başlamıştım... Bisküvilerin, dibi görünen reçel kavanozlarının ve C vitamini … Okumaya devam et Namaza başlayan kaptan…

Hayalet Gemi’yle geçmişe yolculuk…

Gece başlayan kar yağışı tipiye dönüşmüş sabah olduğunda Hayalet Gemi'yi kaplayarak kiri pası örtmüştü... Bu haliyle gemi, komedi filmlerinde görülecek türden; gelinlik giymiş yaşlı kadınları andırıyordu gözümde... Kar yağışı bir nebze olsun soğuk havayı kesmişti ama soğuk yine de içime işliyordu... İnsanın terk edilmiş hurda bir gemide tek başına yapacağı fazla bir şey olmadığı için … Okumaya devam et Hayalet Gemi’yle geçmişe yolculuk…

Hayalet Gemi’de korsanlar…

İstanbul ve Marmara bölgesinin kâbusu lodos fırtınası iki gün sürmüş ve bilanço ağır olmuştu... Boğazın çıkışında bir römorkörün battığı kazada bir denizci hayatını kaybetmişti... Ölen bir deniz emekçisiydi ve bu coğrafyada insan hayatının hele emekçiyse hiç bir değeri yoktu... Yüz, on ya da bir... Sayının bir önemi yoktu...  Sonuçta kaybedilen bir insan canıydı... Türkiye'yi iş … Okumaya devam et Hayalet Gemi’de korsanlar…

Dost ve fırtına…

Çocukluk ve ilk gençlik yıllarımızda yaz sezonlarında ve sömestire tatillerinde Heybeliada'da babamın yaptırdığı yazlık evimizde yaşıyorduk... Kuru temizlemecilik yapan ve ne yazık ki 2012 yılında kaybettiğimiz dayım Alev Özana'nın "Dost" ismini verdiği bir teknesi vardı... Kırmızı-beyaz renkli tekne pancar motorluydu ve o yıllarda adanın sembolü "Viking" isimli lacivert renkli teknenin lodos yüzünden batmasından sonra dayımın "Dost'u" … Okumaya devam et Dost ve fırtına…

Hayalet Gemi’de kâbus…

İstanbul'un kış güneşi gitmiş, yerine gri bir gökyüzü bırakmıştı... Sicim gibi yağan yağmurlar soğuk havanın etkisiyle kara dönüşecek ve tek başıma yaşadığım kir pas içindeki Hayalet Gemi'yi beyaza boyayacaktı... Ancak kardan önce lodos fırtınasına tutulacaktı İstanbul... Maramara'da her yıl evlerin çatısını uçuran, küçük tonajlı gemilerin belası olan ve balıkçı teknelerini kayalık bölgelere çarptırıp parçalanmalarına neden … Okumaya devam et Hayalet Gemi’de kâbus…

Bu Gemi’de kirleniyorum…

Zeytinburnu açıklarında terk edilmiş gemiye ayak bastığım günden beri banyo yapmamıştım... Gemi artık bir hurda yığını haline geldiğinden, su tesisatları harap olmuş, zaten yeterli mazot olmadığı için jeneratör devre dışı kaldığından sıcak su üretmek mümkün değildi... Sadece el yüz ve ayaklarımı yıkayabildiğim "yirmilik bidonlar" dışında temizlik için kullanabileceğim başka su yoktu... Ana jeneratör mazot bittiği … Okumaya devam et Bu Gemi’de kirleniyorum…

Hayalet gemiye sevgilim geliyor…

Bir kaç kişi hariç hiç kimsenin nerede olduğumu bilmediği, bir anlamda inzivaya çekildiğim terk edilmiş ve batma riski olan gemide üçüncü sabahıma uyandım... Soğuk, rutubet, yalnızlık ve yaşamsal bir çok şeyden mahrum durumda olduğum gemiden dışarıya bakınca; İstanbul her zaman olduğu gibi tüm güzelliği ile karşımda duruyordu... Uzaktan bakınca ne güzel bir şehirdi şu İstanbul... … Okumaya devam et Hayalet gemiye sevgilim geliyor…