Hayalet Gemi’de korsanlar…

İstanbul ve Marmara bölgesinin kâbusu lodos fırtınası iki gün sürmüş ve bilanço ağır olmuştu... Boğazın çıkışında bir römorkörün battığı kazada bir denizci hayatını kaybetmişti... Ölen bir deniz emekçisiydi ve bu coğrafyada insan hayatının hele emekçiyse hiç bir değeri yoktu... Yüz, on ya da bir... Sayının bir önemi yoktu...  Sonuçta kaybedilen bir insan canıydı... Türkiye'yi iş … Okumaya devam et Hayalet Gemi’de korsanlar…

Hayalet Gemi’de kâbus…

İstanbul'un kış güneşi gitmiş, yerine gri bir gökyüzü bırakmıştı... Sicim gibi yağan yağmurlar soğuk havanın etkisiyle kara dönüşecek ve tek başıma yaşadığım kir pas içindeki Hayalet Gemi'yi beyaza boyayacaktı... Ancak kardan önce lodos fırtınasına tutulacaktı İstanbul... Maramara'da her yıl evlerin çatısını uçuran, küçük tonajlı gemilerin belası olan ve balıkçı teknelerini kayalık bölgelere çarptırıp parçalanmalarına neden … Okumaya devam et Hayalet Gemi’de kâbus…

Hayalet gemiye sevgilim geliyor…

Bir kaç kişi hariç hiç kimsenin nerede olduğumu bilmediği, bir anlamda inzivaya çekildiğim terk edilmiş ve batma riski olan gemide üçüncü sabahıma uyandım... Soğuk, rutubet, yalnızlık ve yaşamsal bir çok şeyden mahrum durumda olduğum gemiden dışarıya bakınca; İstanbul her zaman olduğu gibi tüm güzelliği ile karşımda duruyordu... Uzaktan bakınca ne güzel bir şehirdi şu İstanbul... … Okumaya devam et Hayalet gemiye sevgilim geliyor…

Hayalet Gemi’de ilk günüm…

İKİNCİ BÖLÜM Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte rutubet içindeki kamaramda üşümekten kaskatı kesilmiş vaziyette gözlerimi açtım... Terk edilmiş bu yaşlı gemide ilk sabahımdı... Dondurucu soğuk insanın içine işliyordu... Sudan çıkmış balık gibi titriyordum... Bir kaç dakika daha yataktan kalkmamaya karar verdim... Bir sigara yaktım... Ahhh şimdi bir kahve olsaydı diye iç geçirdim... Yanımda gelirken getirdiğim kaşar peyniri, tereyağı, … Okumaya devam et Hayalet Gemi’de ilk günüm…

Son yuvam; terk edilmiş bir gemi…

ÖZGÜRLÜK İÇİN... Bütün ışıklar söndü... Zifiri bir karanlık... Ve sessizlik... Bir gemide sessizlik varsa bela uzak değildir... Makine dairesinde jeneratör önce homurdandı sonra tısladı ve sustu... Son mazot damlalarını içtikten sonra her tarafı karanlığa boğdu... Küpeşteye vuran denizin sesi ve kamarada bıraktığımız Hera'nın havlamasından başka ses duyulmuyor... Artık hiç olmadığı kadar yalnızız!.. * Aç şu … Okumaya devam et Son yuvam; terk edilmiş bir gemi…